Başvuru No: 2023/33449
Karar Tarihi: 18/5/2026 (Resmî Gazete: 20 Ekim 2026 - Sayı: 33406)
Giriş
İş hukukunda dava şartı arabuluculuk uygulamasının başladığı günden bu yana, uygulayıcıların ve yargı organlarının en çok tartıştığı konulardan biri arabuluculuk son tutanağında uyuşmazlık konularının somutlaştırılması meselesidir. Bölge Adliye Mahkemeleri (BAM) nezdinde sıkça rastlanan "Son tutanakta alacak kalemleri (kıdem tazminatı, fazla mesai vb.) tek tek sayılmamışsa, o alacaklar yönünden dava şartı gerçekleşmemiştir" yaklaşımı, Anayasa Mahkemesinin (AYM) yayımladığı yeni karar ile önemli bir hak ihlali değerlendirmesine konu oldu.
Anayasa Mahkemesi, 18/5/2026 tarihli ve 2023/33449 başvuru numaralı kararında; arabuluculuk tutanağında genel bir ifade olan "işçi-işveren ilişkisinden kaynaklanan" ibaresine yer verilmiş olmasını dava şartı yokluğu sebebiyle reddeden BAM kararını aşırı şekilci bulmuş ve mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine oybirliğiyle karar vermiştir.
1. Olayın Özeti ve Yargılama Süreci
Dava Konusu: Başvurucu, iş akdinin askerlik nedeniyle feshedilmesi üzerine Afyonkarahisar İş Mahkemesinde kıdem tazminatı ve fazla mesai alacağı talebiyle dava açmıştır.
İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkeme, davanın kabulüne ve hesaplanan kıdem tazminatı ile fazla mesai alacağının başvurucuya ödenmesine karar vermiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi Kararı: Davalı işverenin istinaf başvurusu üzerine Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi; 2/6/2018 tarihli Yönetmelik gereğince arabuluculuk tutanağında tarafların anlaştıkları ya da anlaşamadıkları alacak kalemlerinin tek tek belirtilmesi gerektiğini, tutanakta ve başvuru formunda sadece "işçi-işveren ilişkisinden kaynaklanan" ibaresinin bulunmasının yeterli olmadığını belirterek davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine kesin olarak karar vermiştir.
Bireysel Başvuru: Başvurucu, uyuşmazlığın arabuluculuk sürecinde müzakere edildiğini, tutanaktaki eksikliğin arabulucunun sorumluluğunda olduğunu ve mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini belirterek AYM’ye başvurmuştur.
2. Anayasa Mahkemesinin Değerlendirmesi ve İhlal Gerekçesi
Anayasa Mahkemesi, başvuruyu Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkı yönünden incelemiş ve şu temel ilkelere vurgu yapmıştır:
A. Müzakere İradesinin Varlığı Esastır
AYM, arabuluculuk görüşmelerinde asıl önemli olan hususun işçilik alacaklarının taraflarca müzakereye konu edilip edilmediği olduğunu belirtmiştir. Somut olayda işverenin telefonda "başvurucunun hiçbir alacağı olmadığını, bu yüzden tazminat ödemeyeceğini" beyan etmesi, tarafların alacak kalemleri üzerinde durduğunu ve başvurucunun bu talepleri müzakere etme iradesinin bulunduğunu göstermektedir.
B. Bilgilendirme Yükümlülüğü Arabulucudadır
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 17. maddesi uyarınca; tutanağın içeriği ve tanzim şekli konusunda tarafları bilgilendirme görevi arabulucuya aittir. Bölge Adliye Mahkemesi, arabulucunun tarafları alacak kalemlerinin tek tek yazılması gerektiği hususunda bilgilendirdiğine dair bir tespitte bulunmamıştır. Dolayısıyla, arabulucunun eksik veya genel ifade kullanmasının tüm sorumluluğunu başvurucuya yüklemek başvurucuya aşırı bir külfet yüklemektedir.
C. Aşırı Şekilcilik Hak İhlaline Yol Açar
AYM, kanunun amacının uyuşmazlıkların barışçıl ve hızlı yolla çözülmesi olduğunu hatırlatarak; son tutanakta yer alan genel ibareleri yetersiz sayıp davayı usulden reddetmenin arabuluculuk kurumunun getiriliş amacıyla bağdaşmadığını ve aşırı şekilci bir yaklaşım olduğunu tespit etmiştir.
3. Kararın Arabuluculuk Uygulaması Açısından Değerlendirilmesi ve Çıkarımlar
Bu karar, arabuluculuk pratiğinde ve iş mahkemelerindeki usul uygulamalarında önemli sonuçlar doğurmaktadır:
Şeklin Ötesinde İradeye Bakılmalıdır: Dava şartı arabuluculuk denetiminde derece mahkemeleri, sadece son tutanaktaki kelime kalıplarına sıkışıp kalmamalı; tarafların gerçek iradelerini ve uyuşmazlığın özünü dikkate almalıdır.
Arabulucuların Özen Yükümlülüğü: Arabulucuların, ileride yaşanabilecek hak kayıplarını ve yetki/şart tartışmalarını önlemek adına son tutanakları düzenlerken talep edilen veya müzakere edilen alacak kalemlerini (Kıdem, İhbar, Fazla Mesai, UBGT, Yıllık İzin vb.) tutanakta net bir şekilde somutlaştırmaları önemini korumaktadır.
Yargısal Katılığın Önüne Geçilmesi: Mahkemeye erişim hakkı, kişilerin hak arama özgürlüğünün temelidir. Usul kurallarının, hakkın özünü zedeleyecek ve kişilerin yargı önüne çıkmasını imkânsız kılacak derecede katı uygulanmaması gerektiği bir kez daha tescillenmiştir.
Sonuç
Anayasa Mahkemesinin bu kararı, arabuluculuk tutanaklarındaki şekilsel eksiklikler nedeniyle davaları usulden reddedilen binlerce işçi ve işveren için önemli bir güvence oluşturmaktadır. Arabuluculuk sürecinin ruhuna uygun olarak, şekilci engellerin hak arama hürriyetinin önüne geçmemesi gerektiği ilkesi yargı içtihatlarında güçlü bir şekilde yerini almıştır.
Kararın tam metnine Resmî Gazete’nin 20 Ekim 2026 tarihli ve 33406 sayılı nüshasından erişebilirsiniz.